Wednesday, May 22, 2013

HEDİYE-İ İLAHİYE OLAN CANIM HASTALIKLARIM...





Allah Her Şeyi Güzel Yaratıyorsa 

Neden Hastalıklar Ve Engelliler Var?


         Ehl-i İmâna gelen musibetler aslında birer musibet değildir, belki Cenâb-ı Hakk'ın bir hatırlatması ve şefkatli bir iltifatıdır. Hastalıklar da namaz, oruç ve diğer ibadetler gibi ibadete vesiledir ve ondan istifade etmemiz gerekir, Hastalık vasıtasıyla, Şafi ismine mazhar olma imkanı ve güzelliği ile Hastalıkların insanın yüzünü asıl hayat olan ebedi hayata çevirmesi lüzumunu, sağlığın ehemmiyetini hissettirmekle, Allah'ın bize verdiği nimetleri hatırlatıp şükrümüzü arttırmamız gerekir. Ayrıca ölümü hatırlamakla, bu dünyanın fani olduğunu ve ona aldanmamızın büyük bir helaket ve felaket olduğunu, Hastalıkların, insanlar arasındaki hürmet, merhamet ve sevgi tohumlarını yeşerttiğini, ayrıca eski dostluk ve muhabbetleri tazelediğini, hastalığı arttıran ve ikileştiren merakı kaldırmakla, hastalığı hafiflettiğini bilmemiz ve unutmamamız gerekir...

Allah niçin kullarını bir yaratmadı? Neden kimini kör, kimini topal olarak yarattı?
Kullanıcı:  Sorularlaislamiyet.com  
Değerli kardeşimiz;
1. Allah mülk sahibidir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Kimse Ona karışamaz ve Onun îcâdına müdâhale edemez. Senin vücudunun zerrelerini yaratan, tüm sistemini düzenleyip insanî kimlik bahşeden Allah (cc)'tır  Sen bunları sana lûtfeden Allah'a daha evvel bir şey vermemişsin ki, Onun karşısında bir hak iddia edebilesin... 

Eğer sen, sana verilenler karşılığında Allaha bir şey vermiş olsaydın, "Bir göz değil iki göz ver, bir el değil iki el ver!" gibi iddialarda bulunmaya; "Niye iki tane değil de bir ayak verdin?" diye itiraz etmeye belki hakkın olurdu. Halbuki sen Allaha (c.c) bir şey vermemişsin ki -hâşâ- O' na adaletsizlik iddiasında bulunasın. Haksızlık, ödenmeyen bir haktan gelir. Senin O' na karşı ne hakkın var ki yerine getirilmedi de sana karşı haksızlık edildi!.. 

Allahuteâlâ Hazretleri seni yokluktan çıkarıp var etmiş: hem de insan olarak... Dikkat etsen; senin altında birçok mahlûkat var ki, pekâlâ onlara bakıp ne kadar fazla nimetlere mazhar olduğunu düşünebilirsin. 

2. Cenâb-ı Allah, bazen insanın ayağını alır; onun karşılığında ahirette pek çok şey verir. Ayağını almakla o kimseye aciz bir mahluk olduğunu, zayıflığını, ve ihtiyacının ne kadar fazla olduğunu hissettirir. Kalbini kendisine çevirtip, o insanın duygularını geliştirirse, çok az bir şey almakla, pek çok şeyler vermiş olur. Demek ki görünüşte olmasa bile, hakikatte bu ona, Allahın lûtfunun ifâdesidir. Tıpkı şehit edip cenneti vermesi gibi... Bir insan, savaş esnasında şehit olur. Bu şehit olmakla haşirde kurulacak büyük mahkemede ve Allah'ın huzurunda, sıddıkların, sâlihlerin gıpta edeceği bir makama yükselir. Onu gören başkaları "Keşke Allah bize de harp meydanında şehâdet nasip etseydi." derler. Bundan dolayı, böyle bir insan parça parça da olsa çok şey kaybetmiş sayılmaz. Belki aldığı şey ona nispeten çok daha büyüktür. 

Çok nâdir olarak, bazı kimseler, bu mevzûda küskünlük, kırgınlık, kötümserlik ve aşağılık duygusu ile sapsalar bile, pek çok kimselerde bu gibi eksiklikler, daha fazla, Allah'a yönelmeye vesile olmuştur. Bu itibarla zararlı böcekler gibi bir kısım kimselerin, bu meseledeki kayıplarının yayılmaya çalışılması yerinde bir davranış değildir. Bu konuda esas olan, ebedi hayata aday olan ruhlarında o âleme âit arzuları uyarmaktır. Bu ârızalı da, ârızasının itmesiyle Hakka yönelmesi; başkalarında da ondan ibret alarak kanatlanmaları şeklinde kendini gösteriyorsa, maksada uygun ve hikmetlidir. 

"Her işte hikmeti vardır, Abes fiil işlemez Allah." (Erzurumlu İ. Hakkı Hazretleri)

Risale-i Nur Külliyatından
Hastalar Risalesi
Yirmi Beşinci Lem’a Özet Devalar

Ey biçare (çaresiz) hasta! Merak etme, sabret. Senin hatalığın sana dert değil, belki bir nev’i (çeşit) dermandır (ilaçtır). Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi olur.
Hastalık, senin o sermeyeni büyük kârlarla meyvedar (meyveli, verimli) ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydan vermiyor, tutuyor, uzun ediyor, ta meyveleri verdikten sonra bırakıp gitsin.
--------------------------
Ey sabırsız hasta! Sabret ve şükret. Senin bu hastalığın, ömür dakikalarını birer saat ibadet hükmüne (geçerli ibadet haline) getirebilir.
----------------------------------
Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah’tan şekva (şikayet) etmemek şartıyla mü’min için ibadet sayıldığına rivayat-ı sahiha (doğru rivayetler) vardır.
-----------------------------------------
Ey tahammülsüz hasta! İnsan bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen (devamlı) gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaması ve mütemadiyen (devamlı) zeval (kaybolup gitme, ölüm) ve firakta (ayrılık) yuvarlanması şahittir.
Demek insan bu dünyaya yalnız güzel yaşamak için ve rahatla ve safâ ile ömür geçirmek için gelmemiştir. Belki azîm bir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaret ile ebedî, daimî bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. Onun eline verilen sermaye de ömürdür.
---------------------------------



ALLAH DAĞINA GÖRE KAR VERİRMİŞ...



ALLAH DAĞINA GÖRE KAR VERİRMİŞ,
 DAĞLARDAKİ KAR BİLE ERİYİP KALMAZKEN
İNSANOĞLUNDAKİ DERT TASA KALIR MI?
HAYDİ, BUYURUN KARLARI ERİTMEYE…

Selamun Aleyküm kıymetli dostlar, değerli kardeşlerim, değerli ablalarım, değerli abilerim... 
Ben Erkan Coşkun İzmir / Kemalpaşa da ikamet etmekteyim, Elhamdülillah 29 yıldır Backer Muskuler Distrofi Kas Erimesi hastalığı var, 7 yıldır Kalp Yetmezliği Hastalığı var, 3 yıldır FMF Ailevi Akdeniz Ateşi Hastalığı var, 1 yıldır Kemik Erimesi Hastalığı, 7 aydır  tansiyon rahatsızlığı var. Ama ben hiç üzülmüyorum ve çoook seviyorum ve şunu iyi biliyorum ki, boşu boşuna verilmez hiçbir hastalık ve sıkıntılar, boşu boşuna verilmez sağlık, sıhhat ve sayısız nimetler...


İnanın değerli dostlar, bizi bizden çoook seven Rabbimiz bizi gerçekten kendimizden, annemizin babamızın sevgisinden, herkesin bizi sevdiğinden daha fazla, daha çok sevdiği için, hayrımız için, faydamız için hayırlısını O Rabbimiz daha iyi bildiğinden ihsan ediyor her şeyi, dünyada imtihan vesilesi olarak hastalıkları, musibetleri, sıkıntıları ve sayısız nimetleri ihsan ediyor. Bizlere Cennetini, Cemalini, Cennet nimetlerini vermek istediği için, kısacık dünya mutluluğu ve en önemlisi ebedi mutluluğu lütfetmek istediği için, bize istemek duygusunu, arzusunu vermiş demi…
Evet, bu kesindir ve haktır; bizlere nasip edilen her türlü sıkıntı, ağrı, sancı, vefat etmeye sebep olan, fiziksel hareket etme kabiliyetimizi kısıtlayan, engelleyen, bizlere bazen manasız veya işkence gibi gelebilen, sıkıntılar yaşamamıza sevile olan hastalıklarımız var, fiziksel Özel Durumlarımız var, farklı farklı sıkıntı ve sorunlarımız var. Ama yaşanılan her türlü ve tüm sıkıntılara karşılık olarak esas gerçek hayatımızı yaşama yeri olan Cennette, aklımıza hayalimize gelmeyen mükemmel, kusursuz nimetler, mükâfatlar bizleri bekliyor.
Yapmamız gereken ise çok az ve kolay.
Peki, nedir yapmamız gerekenler;
1.Hastalıklarımızın hikmetini öğrenmek, (neden hastalıklar veriliyor, neden hastalıklarla, sıkıntılarla imtihan oluyoruz)
2. Ben kimim? Neredeyim? Nereden gelip nereye gidiyorum? 
Varlığımın manası nedir?
İnsan niçin yaratılmıştır? 
Dünya nedir, Dünyadaki vazifem nedir?
Dünya da bizlere neden hastalıklar ve musibetler veriliyor?
Kâinatta niçin bitmek tükenmek bilmeyen bir faaliyet vardır?
Neden atomlar ve yıldızlar durmaksızın hareket etmektedirler?
Her an etrafımızda meydana gelen yıkılış ve yapılışların hikmeti nedir?
Düşünen her insanın mükellef olduğu bütün bu ve benzeri soruların cevaplarını araştırıp öğrenerek gerektiği gibi yaşamak.
            Bunları öğrenmek ve yapmakta, yaşamakta kolay değerli dostlar, gerçekten kolay;
            Sonuçta düşünün sevgili dostlar her birimiz, hiçbir sıkıntı ve hastalıkların olmadığı, Orada ki halimizle her istediğimizin gerçekleşeceği Cennete davetliyiz. Cennete Davetliyiz. Cennete Davetliyiz.